Mesela bir hayat biçimi kurarsın.
İdeal bir hayat düşün.
O hayatın içinden geçiyorsun
ve ara öğününde bir elma olmalı.
Tabii öyle eski iş elmalardan değil.
Granny Smith.
Büyük.
Yeşil.
Ekşi.
Asidik.
Çünkü elmayı yiyip rahatlayan,
bir yeşil elmayla doyan,
spor salonundan çıkan o kadın olman gerekiyor.
O hayali tadın koşulu bu.
Sen de elmayı
severmiş gibi yiyeceksin.
Hiç ekşi değilmiş gibi,
yüzünü buruşturmadan.
Her şey algı meselesi.
Onun ekşiliğini de
iyi bir şeymiş gibi algılayacaksın.
Full konsantre roldesin,
hadi göreyim.
Sorry.
Aslında biliyorsun ya yapay yaşamın tadını;
yanlış anlama, seninki değil,
her akşam ölürken izlediklerinden.
Bir senaryo.
Elinde repliklerin var.
Onu okuyunca rol gerçekleşiyor gibi düşün.
O zaman sorun olmuyor.
Sınırlara ama dikkat.
Artık herkesin
bıçak gibi sivri uçlu,
tel örgü sınırları var.
Tüm hıncını,
sınırdan içeri giren sivrisineği
öldürmekle alıyor.
Fazla kanat çırpma,
dikene değersin.
Çok yükselme,
sesin yükselir.
Ama yine de
davetleri reddedemezsin.
Bir de tut gözyaşını.
Akmasın, can sıkıyor.
Seni kötü hissettirenin
kendisi zaten zır kötüdür.
Aman dikkat:
Her hafta bir etkinliğin olacak,
loser değilsen tabii.
Etkinliklerde kaynaşamazsan
ardına bakma, kaç.
Ardın iyi olsa
ardına boşaltmazdın.
Yine sıçtın batırdın.
Kaygılı, hadi buradan da ayrıl, yürü…
Çıkışta AirPod Max’te Ankara havası dinlersin.
Kostak yörü yörü,
çapraz yörü yörü,
çıkı çıkı…
Ne var yahu?
Sen bozuldun diye
neşemizi de mi bulamayacağız?
Üzülme gülüm, kimse duymaz.
Noiscansel açık.
Bir başınayız:
sen ve susmayan bilinçdışın.
Ne oldu?
Ezberden çıkınca bir yüzün düştü.
Neyse, yola devam.
Yolda üzgün bir adam.
Kirasını mı ödeyemedi acaba?
Kızı var,
o da suskun.
Hep hayal kur.
Hayalin senin olduğunu unut.
Engelin de kendin olduğunu unut.
Sana rağmen bunları oldurmak
evrenin işi.
Evrenin işine karışma.
Aman kolaylaştırma.
Anneye sövebilirsin, çok popi.
Her şey bu yüzden.
Peki sen neredeydin
arkadaşın yalnız başına taşınırken, mesela?
Yalnız, o dolabı nasıl götürecek
yeni evine?
En az iki kişi lazım bir eve;
hem taşımak
hem ağlaşmak için.
Annenle kısır mı yiyordun?
Ya da annenle kavga ederek,
birbirinizin beynini yerken,
kendin olman gereken yerde
yine yok mu oluyordun?
Az eşelersen
onu da annene fatura edersin.
Mis gibi uyursun, temiz.
Herkesin işine bulaşma.
Herkes sen mi,
buna müsaade etsin?
Kostak yörü yörü…
Ama bir şey diyeyim mi?
Böyle devam edersen
yaşamayacaksın be gülüm.
Huysuz bir ihtiyara döneceksin.
Çok gezme,
yelloz derler.
Gezen tavuk bok getirir.
Sen söylemen gerekeni söyledikçe
var olacaksın.
Sen yeterince gezdikçe,
yeterince çalıştıkça,
yeterince sorun olmadıkça
yeterince yaşayacaksın.
Ama yaşamına doyamayacaksın be gülüm.
Yaşam,
kendini görme cesaretinde.
İcabında
“İbnelik bende,”
diyebilmekte.